Tarihi Kentler Birliği; Malatya – Kentsel Strateji
22650
post-template-default,single,single-post,postid-22650,single-format-standard,ajax_updown,page_not_loaded,,select-theme-ver-3.6,wpb-js-composer js-comp-ver-5.6,vc_responsive

Tarihi Kentler Birliği; Malatya

 

Tarihi Kentler Birliği (TKB) 15. kuruluş yılının geçmiş ve geleceğini öncelikli gündeme aldığı kavramlarla değerlendirmek istiyorum. Bu kavramları, sizler  daha da çoğaltabilirsiniz. Önemli olan on beş yıllık sürecin birikim ve beraberliğinin ortaya çıkardığı başarıyı, gelecek on yıllara farklı kavramlarla ve farklı yaklaşımlarla taşımak olmalı.

Geçmiş 15 yıl; Vizyon, Kimlik, Dayanışma, Tasarım

On beş yıllık süreç içinde yapılanları vizyon, kimlik, dayanışma ve tasarım olmak üzere dört başlıkta altında ele alabiliriz.

Birincisi vizyon,  TKB, kent, havza ve bölge ölçeğindeki bakış açısı ile hazırlamış olduğu yol haritaları ile koruma yaklaşımını farklı boyutlara çıkarmıştır. Bu farklı bakış açısı, kentlerin gelecek kurgularında yeni potansiyelleri ortaya çıkarmıştır.

İkincisi, kimlik, TKB toplantılarında artık, marka kentler yerine kimlikli kentler konuşulmuştur. Kentlerin ruhu, hikayeleri, geçmişin değerleri proje geliştirme ve tanıtım stratejilerinin oluşması için öncelikli ele alınmıştır.

Üçüncüsü ise dayanışma. Belki de en önemli kavram olarak ele alınmalı. TKB üyeleri siyasi parti kimliklerini bir tarafa bırakarak, birlik ve beraberlik içinde Anadolu coğrafyasının ortak değerlerini korumak için  program ve projeler geliştirmiştir.

Dördüncüsü, TAB tasarımı gündemine alarak, yarışmalar yoluyla projeler üretmiştir. 200 Ortak 200 Eser programı,  kentlere yeni bir proje geliştirme yaklaşımını sunmuştur.

Koruma Sektörü ve Tarihsel Dönüşüm Süreci

Bu dört kavram ve on beş yıllık süreç büyük bir deneyimi ortaya çıkarmıştır. Bu süreç içinde Türkiye’de ‘kentsel dönüşüm’ süreci yaşanırken, Tarihi Kentler Birliği üyesi kentlerde ‘tarihsel dönüşüm’ süreci yaşanmıştır.

0n beş yıllık süreç içinde koruma sektörü oluşmuştur. Gayrimenkul ve finans sektörünün yarattığı katma değerden daha büyük değerlerin yaratılacağı koruma sektörü gelecek on yılların parlayan yıldızı olacaktır.

Gelecek 10 Yıl; Kalkınma, Kaynak, Etki, Mahalle

TKB’nin gelecek on yılını değerlendirirken, koruma sektörü potansiyelini dikkate alarak dört başlıkta önerilerimi sunmak istiyorum.

Birincisi kalkınma. TKB üyesi kent yöneticileri kalkınma temasını gündemine almalı. Ekonomi ve ekoloji dengesi ile mavi ve yeşil ekonomiler, kent ve kır bütünleşmesi temel söylemleri gelecek kurgusunun temel söylemleri olmalı.

İkinci gündem ise kaynak olmalı. Artık, kentlerimizde artan imar haklarının bir bölümü koruma sektörü için ayrılmalı. Üçüncü dönüşüm süreci içinde bulunan kentlerimizde imar hakları satılmalı. Elde edilen kaynak koruma fonunda toplanmalı ve tarihi ve doğal mirasın korunması için harcanmalı. Fonun kaynakları, 1/3 oranında yerel yönetimlere, özel sektöre ve sivil toplum örgütlerine paylaştırılmalı, üç taraf bir araya geldiğinde bu fon kullanılmalı.  Yani, paranın gücü, tarafları program ve proje bazında buluşturmalı.

Üçüncüsü ise sosyal etki. TKB gelecek on yıl içinde geliştireceği tüm program ve projelerde yaşam ve mekana olan etkileri ele almalı. Koruma sektörünün yaratacağı katma değerin, toplumsal değere dönüşmesi için Sosyal Etki Değerlendirme Raporları (SED) hazırlanmalı.

Dördüncüsü ise mahalle ve mahalleli yeniden keşfedilmeli. Yani, bilinenler yeniden keşfedilmeli. Mahalle ölçeği, komşuluk ilişkileri, yaşama dair her şey yeniden ele alınmalı.

Ulusal Koruma Strateji Planı hazırlanmalı

On beş yılın birik ve birlikteliği sonucunda elde edilen deneyimin paylaşılması ve gelecek on yılların planlı ve programlı yönetilmesi için ulusal koruma strateji planı TKB tarafından hazırlanmalı.

Planın vizyonu, aşağıdan yukarı kurgulanmalı. TKB üyelerinin yerelde yaptıkları dikkate alınarak gelecek vizyonu belirlenmeli. Ortak değerler, ortak geleceğin belirlenmesi için ortak yönetim anlayışıyla olmalı.

Ulusal plan; koruma için kalkınma, kalkınma için gelişme, gelişme için bütünleşme temel söylem çerçevesinde ele alınmalı.

‘Paylaşan Kentler’ Akımı Geliştirilmeli

TKB üyelerinin on beş yıllık beraberliği; ortak değerlerin, ortak gelecek için ortak paylaşıldığı bir yeni süreç ile devam etmeli. Kentsel ittifaklar oluşturulmalı. Kentler ortaklıklar yapmalı.

Yeni süreçte, imar planlaması değil, şehir planlaması anlayışı olmalı, imar hakkı değil yaşam hakkı konuşulmalı. Kentlerin yapılaşma kapasitesi, su, yeşil vb gibi yaşamsal kapasitelerle birlikte belirlenmeli.

Yerelin birikimi, aşağıdan yukarı yönetim anlayışı içinde yukarılara taşınmalı ve ulusal koruma strateji planının temel kurgusunu oluşturmalı.

TKB üye yöneticilerinin on beş yıllık başarılı geçmişini kutluyor, gelecek on yıllarda  daha başarılı olmasını diliyorum.

 

A.Faruk Göksu

Şehir Plancısı, ÇEKÜL Gönüllüsü