22701
post-template-default,single,single-post,postid-22701,single-format-standard,stockholm-core-2.2.9,select-theme-ver-8.8,ajax_updown,page_not_loaded,,qode_menu_,wpb-js-composer js-comp-ver-6.6.0,vc_responsive

Tarihi Mirasımızın Korunmasına Yönelik Yeni Bir Yaklaşım

Tarihi değerlerimizin korunmasına yönelik çalışmalar, çabalar ve uygulamalar son yıllarda hızlı bir ivme kazanmıştır. Koruma bilincinin artması, tarihi ve kültürel değerlerimizin özellikle yerel ekonominin gelişiminde itici güç oluşturması, gerek Kültür ve Turizm Bakanlığı, gerekse Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün çalışmalarını yaygınlaştırmış; bunun yanı sıra yerel yöneticilerin yerel kaynaklara dayalı uygulamalarına hız kazanmıştır.

Kamu kurum ve kuruluşlarının başarılı çalışmalarının yanı sıra, yaklaşık 250 belediyemizin Tarihi Kentler Birliği çatısı altında örgütlenerek özellikle İl Özel İdareleri ve sivil toplum örgütleri ile  işbirliği içine girmeleri tarihi ve kültürel değerlerimizin korunmasına yönelik çaba ve uygulamalara yaygınlık ve genişlik kazandırmıştır.

Anadolu’nun çeşitli yerleşmelerinde koruma amaçlı çalışmalar devam etmektedir. Bu çalışmalar, artık bir niş sektör olarak gelişen “koruma-yaşatma” faaliyetlerinin nitelikli ve uzman bir ‘koruma sektörü’ne dönüşümünü gerekli kılmaktadır. Diğer taraftan ise ülke genelinde özellikle daha çok ‘kaynak’ ve daha nitelikli “işgücü’ gereksinmesini de ortaya çıkarmaktadır.

Belirtmek gerekir ki, bu çabalarla irili-ufaklı kentlerde oluşan bu kimlikli mekanlar, devletimizin büyük önem verdiği ve ciddi yatırımlar gerçekleştirdiği sektörlere de kültürel zemin oluşturmaktadır. Restorasyon yoluyla canlandırılan ve uygun işlevlerle yeniden kentsel yaşama kazandırılan bu mekanlar, turizm sektörüne doğrudan bir girdi sağlamaktadır. Ayrıca bu tür mekanların artması halk arasında “turizm”e daha ciddi yaklaşımlar sağlamakta, bu yöndeki beklentileri arttırmaktadır.

Diğer yandan Türkiye’de giderek  üniversitesi olmayan kent kalmayacaktır. Okuyan yeni kuşağın kentle doğru, sağlıklı ilişkiler kurabilmesi, sosyal yaşamını kültürel zenginlikle donatması açılarından da bu mekansal yenileme, koruma-yaşatma çabaları önem taşımaktadır.

SORUNLAR

Koruma-Yaşatma Sektörü’nde olumlu gelişmelerin hem sürdürebilir kılınması, hem de daha yüksek nitelikli çözümler üretebilmesi için üç temel konu önem kazanmaya başlamıştır.

  1. Bütüncül stratejik Planlama
  2. Kıt kaynakların verimli kullanımı
  3. Nitelikli işgücü gereksinimi

Birinci temel konu, özellikle günümüzde tartışılan yenileme ve dönüşüm kavramları ile koruma kavramının entegrasyonunun nasıl gerçekleştirileceğidir. Bunun en yalın yanıtı ise ortak bir vizyon çerçevesinde bütüncül planlama anlayışının kentlere hakim olmasını sağlamaktır.

İkinci  temel konu kıt olan kamu kaynaklarının yönetimidir. Kültürel çeşitliliği çok zengin olan Anadolu coğrafyasındaki tarihi ve kültürel mirasımız için ayrılan kamu kaynağının yeterli olmadığı bilinmektedir. Mevcut kaynaklara ek olarak yeni birtakım kaynakların yaratılması ve bu kaynakların özellikle yerelde kullanılması daha başarılı ve verimli sonuçlar verecektir.

Koruma-Yaşatma Sektörü için kaynak yaratılması konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın katkı payı altında emlak vergilerinden % 10’luk payı İl Özel İdareleri’nin kullanımına tahsisine ilişkin yasa düzenlemesi çok önemli bir uygulamaların yapılması sağlamaktadır.

Ayrıca, Toplu Konut İdaresi’nin fon kaynaklarından bir bölümünü koruma sektörü için ayırması da çok önemli bir gelişmedir. Ancak yeniden değerlendirilmeyi bekleyen tarih ve kültür mirasımızın yoğunluğu ve çeşitliliği gözetildiğinde yetersizdir.

İkinci temel konu Koruma-Yaşatma Sektörü’ndeki tasarım ve uygulamalarda ihtiyaç duyulan nitelikli işgücü ihtiyacıdır. Ülkemizde İnşaat Sektöründe uluslar arası seviyede sağladığımız nitelikli işgücünün Koruma Sektöründe de sağlanması zamanı gelmiştir.

Koruma adına yapılan birtakım iyi niyetli çalışmaların yetersiz bilgi ve işgücü nedeniyle başarısız olduğu da bilinmektedir.

ÖNERİLER

Koruma-Yaşatma Sektörü’nün temel sorunlarının çözümü için üç temel çözüm önerisi sunulmaktadır. Bunlar;

  1. Bütüncül Planlama Yaklaşımı
  2. Koruma Katkı Payı
  3. Kent Atölyeleri

Her üç öneri temel sorunların ve fırsatların değerlendirilmesi sonucunda ortaya çıkarılmıştır. Koruma-Yaşatma Sektörü’ndeki potansiyel ve ülke ekonomisinin makro göstergelerinin iyi olması bu önerilerin kurumsallaşabilmesi umudunu vermektedir. Süregiden uygulamalar gözlendiğinde ‘’bütüncül planlama’’, “katkı payı” ve “kent atölyesi” yaklaşımlarının uygulanabilir ve yaygınlaşabilir koruma modellerini yaratacağı açıktır Bu iki önerinin bütünleşik çözümlenmesi ülkemize ve döneme özgü  bir başarı zincirini tetikleyecektir.

1-Bütüncül Planlama

Tarihi mirasımızın korunması ve yaşatılması için günümüzde tartışılan yenileme ve dönüşüm kavramları ile entegrasyonunu sağlayacak yeni bir ‘Tarihi Miras Değerlendirme Strateji Planı’na gereksinim vardır.

Plan hazırlanırken yanıtı aranacak temel soru; yenileme stratejileri ve programları geliştirilirken ‘kültür nasıl ele alınmalıdır’ olmalıdır. Bu nedenle stratejik planda;

  • Tarihi ve kültürel miras envanteri,
  • Tarihi ve kültürel miras yönetimi
  • Kültürel Miras Fonu

konuları önemle ele alınmalıdır.

2-Koruma Katkı Payı

Günümüzde var olan kıt kaynakların etkin kullanımının sağlanması ve yeni kaynaklar yaratarak Valilerimiz insiyatifinde olan mevcut katkı payının genişletilmesi; kamu, özel ve sivil işbirliği ile gerçekleştirilecek koruma-yaşatma amaçlı projeler ve uygulamalar için önemli bir kaynak oluşturacaktır.

Mevcutta yalnızca emlak vergilerinin % 10  undan oluşan Katkı Payının  iki önemli kaynak ile genişletilmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi kentlerde yapılan büyük alışveriş merkezlerinin (AVM)  yıllık cirolarından belli bir % nin  , diğeri ise kentsel dönüşüm nedeniyle artırılan imar haklarının belli bir bölümünün katkı payında toplanması olmalıdır.

Böylelikle İl Özel İdarelerinin kullanımına tahsis edilen emlak  payı;  AVM ve İmar Hakkı ile genişleyen katkı payı; Valilerin denetiminde, Belediyeler aracılığı ile kullandırılır.

Katkı payının kullanımında temel ilke, Koruma-Yaşatma Sektörü içinde yer alan kamu, özel sektör ve sivil örgütlerin de katımı ile gerçekleştirilecek işbirliği projelerine öncelik verilmesi olmalıdır.

Valilikler nezninde kullandırılacak kaynağın, özellikle yerel ölçekte geliştirilecek projelerde kullandırılması, hem denetim hem de verimlilik açısında önemli olacaktır.

3-Kent Atölyeleri

Koruma-Yaşatma Sektörü’nün hızla gelişmesi ortaya nitelikli işgücü sorunu çıkarmıştır. Bu sorunun fırsata dönüştürülmesi ve işsizliğin azaltılması için yerel ölçekte kent atölyelerinin kurulmasında yarar vardır.

Amaç, nitelikli ve sürdürebilir meslek sahibi olmak isteyenleri, özellikle koruma amaçlı inşaat sektöründe, ihtiyaç duyulan restorasyon, bakım-onarım, güçlendirme, bezeme vb gibi konularda nitelikli işgücü olarak yetiştirmek ve yetişen işgücünün yerel piyasa koşulları içinde istihdam edilmelerini sağlamaktır.

Bu amaca yönelik olarak,  yerel projelerde istihdam edilmek üzere nitelikli iş gücü sahibi olmak isteyen özellikle işsiz gençlerimiz başta olmak üzere koruma sektöründe yer almak isteyen hedef kitlelerin; Kent Atölyeleri’nde, yerel ustaların (zanaatçı) da katılımları ile uygulamalı eğitim programları kapsamında meslek sahibi olmaları hedeflenmektedir.

Kent Atölyeleri,

  • Anadolu’da, günümüze kadar ayakta kalma mücadelesi veren gelenekse yapı stokunun sağlıklı olarak yaşatılması için özellikle geleneksel yapım tekniklerinin öğretilmesi ve ülke genelinde kullanılabilir bir iş potansiyeli yaratılması,
  • Uygulamalı geleneksel yapım tarzının yaşatılması ve istihdam yaratılmasının yanı sıra kentsel koruma bilincinin yerel ve ulusal ölçekte yaygınlaştırılması,
  • Kent Atölyeleri ortamında eğitilen hedef grupların, usta-çırak ilişkisi çerçevesinde, kentler ve bölgeler arası yapı teknik ve deneyiminin transfer edilebileceği bir sistemin içinde yer almalarının sağlanması,
  • Ulusal ve uluslararası ölçekte kentsel koruma amaçlı restorasyon, proje geliştirme deneyimlerinin aktarılacağı ortamların yaratılması,
  • Yerel ve bölgesel işgücü ihtiyaçlarının karşılanması,

açısından önemlidir.

Kent Atölyeleri

  • Yerel Kaynak ve proje potansiyelini harekete geçirmesi,
  • Yerel ölçekte işsizlik sorununun çözümüne katkı sağlaması,
  • Sürdürebilir işgücü yaratması,

açılarından Koruma-Yaşatma Sektörü için çok önemli bir yapı oluşturmaktadır.

KAMUDA YENİ BİR İŞBİRLİĞİ YAKLAŞIMI

Yukarıda özetlenen ve Koruma-Yaşatma Sektörü’nün oluşumuna derinlik ve genişlik kazandıracak önerilere ek olarak, Kamu Yönetimi’nin kendi içinde oluşturacağı işbirlikleri de önem kazanmaktadır.

Bilindiği gibi vakıf medeniyetinden gelen büyük bir birikimin sahibiz. Vakıflar Genel Müdürlüğü  bu mirası koruma ve yaşatma konusunda ciddi çabalar göstermekte ve gerektiğinde de valilik, kaymakamlık ve belediye gibi yerel yönetimlerle işbirlikleri gerçekleştirmektedir.

Vakıflar Genel Müdürlüğü Türkiye geneline yayılmış bir varlık bütünlüğünü yönetmektedir. Planlamalar ve uygulamalar –her ne kadar Bölge Müdürlükleri varsa da- Ankara kaynaklı olmaktadır. Oysa koruma-yaşatma çabaları, ağırlıklı olarak yerelden yönetilmesi, denetlenmesi ve işlevlendirilmesi gereken çabalardır.

Kaldı ki yerelde, Valiliklerde Bayındırlık Müdürlüğü gibi, Kültür Müdürlüğü gibi, Müze Müdürlüğü gibi birimlerde uzmanlar istihdam edilmekte, yerel talepleri anlaşılır kılacak bilgiler ve veriler toplanmaktadır.

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yıllık planlamaları ve yatırımları- il bazında- önceden valiliklerle paylaşılır ve yerelin imkan ve taleplerinin de içine katıldığı ortak bir değerlendirmeden geçirilirse, daha başarılı ve nitelikli sonuçlar alınacağı açıktır.

Hatta mümkün olursa, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün doğrudan yaptığı kimi ihale ve uygulamalar için Valiliklere kaynak aktarımı yapılabilir ve ihale açma yetki ve sorumluğu verilebilir. Ayrıca ihalelere belli oranda yerel istihdam şartı, uzmanlık ve/veya iş referansı gibi koşullar getirilebilir.

 

A.Faruk GÖKSU, Hasan ÖZGEN